Özcan, Kuru Fasulye Pilav Günü’nde Önemli Açıklamada Bulundu; “Milletvekilliğine aday değilim”

|

 Keşan Belediyesi'nde çalışan 111 işçi ile 160 TÜMBEL-SEN üyesini kapsayan ve Keşan Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası ve TÜMBEL-SEN Toplu Sözleşme nedeniyle Kuru Fasulye Pilav Günü 25 Nisan 2018 Çarşamba günü yapıldı. 

                   

  

Saat 12.30 sıralarında Köşk Düğün Salonu’nda başlayan Keşan Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Erdoğan Demir’in sunuculuğunda gerçekleşen  Kuru Fasulye Pilav Günü’ne DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Keşan Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan, CHP  Keşan İlçe Başkanı Erdoğan Gümülcineli, Keşan Belediye Başkan Yardımcıları Salim Şevik, Cengizhan Aktan, Belediye Meclis Üyeleri, DİSK Trakya Bölge Temsilcisi ve Edirne Şube Başkanı Salim Şen, TÜMBEL-SEN Edirne Şube Başkanı Hüseyin Gürsel, DİSK Keşan Belediyesi İşyeri Baştemsilcisi Kamil Tunca ile Keşan Belediye memurları ve işçileri katıldılar.

Burada ilk olarak konuşan Şen, tüm katılımcılara “Hoşgeldiniz” dedikten sonra “Uzun yıllardır gelenekselleşmiş olan Kuru Fasulye-Pilav Günü’nde bir araya geldik. Keşan Belediyesi’nde yaklaşık 20 yıldan bu yana hizmet vermeye çalışan bir arkadaşınız olarak, böyle bir ailenin ferdi olmaktan büyük onur ve gurur duyuyorum. Bizler sizlerin sendikası olarak emeğinizin karşılığı olan haklarınızın mücadelesini uzun yıllardır verdik vermeye devam ediyoruz. Sizlerin her zaman yanınızda olan sendika DİSK2tir ayrıca CHP’de her zaman emeğin yanında olan bir partidir. Sendikamızda üye sayısı yaptığımız çalışmalar neticesinde 5 bine ulaşmış bulunmaktadır. Bütün bunların örgütlenmesinde beraber çalıştığımız belediye başkanlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Özellikle taşeron işçi arkadaşlarımın son dönemde yayınlanan KHK ile belediye şirketlerine geçirildiği bu noktada uzun zamandır büyük mücadeleler vermekteyiz. Takip etmişsinizdir arkadaşlar, hükümet işçiler üzerinde de ayrımcılık yaparak sizleri kadroya almaktan imtina ederek sizleri belediye şirketlerine aktardı. Bakanlıklara bağlı işçiler 657 sayılı kanunun 4/D maddesine göre kadroya alındı. 450 bini bulan belediye ve Özel İdare işçileri belediye şirketleri üzerinden çalışmaya devam edecekler. Bu da hükümetin sizlere bakış açısını ortaya koymaktadır. Bunu da asla unutmayacağız. Şunu özellikle belirtmek isterim ki size bu kadroyu vermeyenlere karşı yapacağınız bir tek şey vardır. Sendika çatısı altında birleşmektir. Şunu biliniz ki, şuna inanınız ki vermedikleri kadrolarda verilecektir. Alacaksınız, toplu iş sözleşmesi haklarınızı da kazanacaksınız. Bu mücadeleyi de DİSK çatısı altında yapacağız, bundan de emin olunuz. Yoksa hükümetin size bahşedeceği hiçbir şey yok. Onların yegane izlediği politika ötekileştirmek, toplumu ayrıştırmaktır. Bunun için sizin için yapacağınız tek şey sendikanıza sarılmak ve sahip çıkmaktır. Ülkemizin içerisinden geçirdiği süreç çok ciddi sıkıntılar içermektedir. Böylesi sıkıntılı bir ülkede de emeğin gerçek değerini bulması ve kazanması mümkün değildir. OHAL çatısı altında değerli arkadaşlarım emeğin mücadelesini vermeye çalışıyorsunuz. Bakın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı daha dün dedi ki “İşverenlere sesleniyorum. OHAL süğersi içersinde hiçbir işyerinde grev yapılmıyor. Grevleri durduruyoruz. OHAL’i buralarda kullanıyoruz diyor “ Size reva ,gördükleri durum budur. Toplu İş Sözleşmemize katkı koyan sevgili belediye başkanım, komitede yer alan başkan yardımcılarıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepinize hayırlı olmasını diliyorum. “

         

            

Şen’den sonra söz alan TÜMBEL-SEN Edirne Şube Başkanı Hüseyin Gürsel’de şunları söyledi “Hepiniz bu etkinliğimize hoşgeldiniz. Daha önce işçi arkadaşlarımızın bu yemeğe emeğin ayrımcılığı olmaz dedik ve hep beraber birleştirici bütünleştirici bir yemek düzenleyelim dedik. Belediye çalışanları olarak birlik beraberlik içinde olmalıyız. Bunu da bu tür etkinliklerde göstermeliyiz. Gerek memur ve gerekse işçi arkadaşlarımız belediye başkanımızın katkısıyla güzel anlaşmalar yaptılar. Bu nedenle başkanımıza da teşekkür ederim. “

Gürsel’den sonra söz alan Beko’da tüm katılımcılara “Hoşgeldiniz” diyerek şöyle konuştu.

“Hepinizi DİSK adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Öncelikle Türkiye’de çok zor koşullarda biten sözleşme sürecinde iş barışı sağlayarak Keşan’da işçi kardeşlerimizin ekonomik haklarını veren belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca belediye de çalışan bütün işçi kardeşlerimizin belediye bünyesinde tamamının işbaşı yapması benim için çok önemli ve çok kıymetli. Bu konuda DİSK ve Genel İş adına belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Sağolsun. Türkiye’de 15 yıldan bu yana taşerona kadro mücadelemiz her platformda devam ediyor. Sonunda bu kanayan yara ile ilgili müjdeli bir haber beklemiştik. Ben bu haberi CNN Türk’te izledim. Sayın Cumhurbaşkanı 1 milyon taşeronun kadroya alınacağını belirten bir açıklama yaptı. Bu açıklamadan sonra inanın ben de çok memnun oldum. Tabi daha sonra kadro alan ve almayan taşeron işçilerini incelediğim de kadroların Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde çalışan bazı taşeron işçilere, Başbakanlıkta çalışan bazı taşeron işçilere, MİT’te çalışan bazı taşeron işçilerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde çalışan bazı taşeron işçilere kadro verildi. Ama belediyelerde çalışan 450 bin belediye işçisine kadro verilmedi. Biz DİSK Genel İş Sendikamızla sizlerle birlikte bedeli ne olursa olsun, kesinlikle bizim mücadelemiz sizler kadro alana kadar devam edecek. Sadece belediyelerde değil kamuda da çok büyük ayrım yaptılar. Mesela Türk Hava Yolları’nda çalışanlara kadro yok. Çaykur’da çalışanlara kadro yok. Biz bu toprakların çocuğuyuz niye bizi sarayda çalışan işçilerden ayırıyorsunuz. Neden Başbakanlıkta, Mit’te, Silahlı Kuvvetlerde çalışanlardan ayırıyorsunuz. Bunun cevabını 2 ay sonra sonra 24 Haziran’da onları sandığa gömerek vereceğiz. OHAL ilan edildiği günden bu yana maalesef üzülerek söylüyorum. Yapılan ilk şey bizim grevlerimizi yasaklamak. 6 işyerinde grevimizi yasakladılar. Bununla da kalmadılar 150 bin kamu çalışanı arkadaşımızı ihraç ettiler. 85 belediyede kayyum var. 5’e yakın belediye başkanını görevden aldılar. 85 belediyede çalışan arkadaşlarımızın iş akitlerini askıya aldılar. Karakolun önünden geçmeyen işçi arkadaşlarım görüş ve düşüncelerinden dolayı işinden ve ekmeğinden oldular. OHAL ilan edildiğinden beri 15 bine yakın işyeri kepenkleri kapattı. Biz bu konuda araştırma yaptık. Biz iktidar gibi televizyonlara çıkıp işkembeden atmayız. Biz doğruları söylemek zorundayız. İnsanlar işsizlikten ve çaresizlikten intihar ediyor. Memleket bu noktada iken Atatürk Orman Çiftliği’nde bakıyorsunuz milyar dolarlık bir saray yapılıyor. Bakanlara soruyorum diyorum ki Türkiye de milyonlarca işsiz varken bu saraya ne gerek var diye soruyorum. 1000 odası var. Korumalarla beraber 5 bine yakın çalışanı var. Düşünebiliyor musunuz hesabı belli değil. Bize söyledikleri bu bizim itibarımız diyorlar. Siz itibar görmemişsiniz. Benim anladığım itibar ulusal kurtuluş savaşında mücadele eden Mustafa Kemal Atatürk bizim itibarımızdır. Çanakkale de Kurtuluş Savaşı’nda şehit olmuş 15’li gençler bizim itibarımızdır. Barış özgürlük ve demokrasi için sokaklara çıkan Gezi direnişindeki kahramanlar bizim itibarımızdır. Uğur Mumcular, Bahriye Üçoklar bizim itibarımızdır. Bu topraklar yeteri kadar kardeş kanına doydu, bundan sonra analar ağlamasın, çocuklar ölmesin, barış olsun kardeşlik olsun diye 10 Ekim de bir miting yapmak istedik, barış güvercinlerini ve barış elçilerini katlettiler. Katledilen barış güvercinleri ve elçileri bizim onurumuzdur. 1 Mayıs 1977’de katledilen, şehit olan 1 Mayıs şehitleri bizim onurumuzdur, gururumuzdur. Ben geçen hafta Çağlayan Adliyesi’nde yargılandım. Deniz Gezmiş’in mezarı başındaki her anmaya katıldım ve katılmaya da devam edeceğiz. Osmanlı Ocakları benim hakkımda şikayette bulunmuş. Deniz Gezmiş’i, İbrahim Kaypakkaya’yı ve Mahir Çayan’ı övmekten yargılandım. Buradan duymayan kulaklara görmeyen gözlere bir daha söylüyorum. Atatürk Orman Çiftliği içindeki saray ve sarayın içindekiler değil, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya ve Mahir Çayan bizim itibarımızdır onurumuzdur. Önümüzde seçim var. Türkiye’nin koşullarına baktığımızda demokratik bir seçim olacağa benzemiyor. OHAL koşullarında demokratik bir seçim olmaz. Tek adam düzeni istediği her şeyi KHK’lar ile yapabilir. 70 bine yakın öğrenci maalesef cezaevinde. 24 Haziran’da sandıkları önümüze gelecek. Umarım AKP ve Erdoğan o sandıkta kalır.O sandıktan, demokrasi, özgürlük, barış,  kardeşlik çıkar. 1 Mayıs’ta yine Taksim’i istedik ama maalesef herkese he zaman açık olan Taksim Meydanı yine bize verilmedi. “

 Beko’dan sonra son olarak kürsüye gelen Özcan da tüm katılanlara teşekkür ederek  ve hoşgeldiniz diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi “Göreve geldiğimden tam 14 yıl 1 ay geçti. Bu süre içersinde işçi sendikamızla 8 Toplu İş Sözleşmesi yaptık. Memurlarımızla da 2 kez Toplu İş Sözleşmesi yaptık. Karşılıklı anlayış çerçevesinde görüşmelerimizi yaptık. Memurlar da neredeyse işçilerle eşit seviyeye gelmek üzereler. Taşeron olayından sonra muhtemelen sendikaya geçecekler. Biz sözleşme görüşmelerini çay içerek gerçekleştirdik. Belediyemizde 7 hüküm giymiş arkadaşımız vardı ve taşerondan kadroya alınmadılar. Buna itiraz ettik. Yapılan yeni düzenleme ile o 7 arkadaşımız da kadroya geçti. Bundan sonra bizim nasıl işçi alacağımız belli değil. Bize söylenen İŞKUR’dan talepte bulunacağız. Bizlerin çektiği en büyük şey işsizlik. İnsanlarımızın sağduyusu ile ülkemizin tek adamlık yönetimine girmeyeceği umudunu taşıyorum. 2023 hedefleri olduğuna göre Allah korusun ülkenin ismi cismi ne olur, düşünmek bile istemiyorum. Bu bağlamda sizlere bir şey ifade etmek istiyorum. Keşanlıların bana verdiği 3.kez belediye başkanlığı görevimi sonuna kadar kullanmaya karar verdim. Milletvekilliğine aday değilim. Hepinize saygılar sunuyorum.”

                     

Konuşmaların ardından Beko ve Özcan’a, memur ve işçilere desteklerinden dolayı birer buket çiçek hediye edildi.

|